Doğan Heper Röportajı (Mart/2008)
-Pertevniyal hayatınızın nasıl başladığından bahseder misiniz?
Pertevniyal’e ortaokulda kaydoldum. O zamanlar Pertevniyal’in ortaokulu da vardı. Hatta kız-erkek karma eğitim vardı. Düşünün ki liseler bile karma değilken biz karma eğitim görüyorduk. Pertevniyal daha o zaman bu modernliği yakalayabilmiş güzide bir eğitim kurumuydu. Ben 8. sınıfa geldiğim zaman Pertevniyal’den ortaokulu kaldırma kararı aldılar. Bütün orta sınıfları kaldırıp çevre okullara dağıttılar. Sadece bir tek 8. sınıf bıraktılar. Ben de o şanslı kişilerden biriydim. Dolayısıyla Pertevniyal’de en uzun süre okuyanlardan biri de benim. O zamanlar Pertevniyal Lisesi sayılı liselerdendi. Bulunduğu çevre de şimdiki gibi değildi. Aksaray o zamanlar memur ailelerinin yaşadığı, orta sınıfın barındığı nezih bir semtti. Zaten o çevrede çok fazla lise yoktu. İstanbul Lisesi, Kabataş Lisesi, Vefa Lisesi ve Pertevniyal Lisesi.
-Pertevniyal’deki hocalarınızdan bahseder misiniz?
Hocalarımız çok değerli insanlardı. Çeşitli okullardan profesör hocalarımız vardı. Galatasaray lisesinden hocalarımız vardı. Tüm derslerimizde işinin ustaları ile eğitim gördük. Zaten üniversiteye giriş başarımız da bunun en büyük kanıtıydı. İlginç olaylar yaşadığımız da oluyordu. Örneğin bugün hepinizin bildiği Emre Kongar’ın babası, İhsan Kongar hocalarımızdan birtanesiydi. Kendisi ateistti. Elli sene önce bunu böyle alenen dile getirmek büyük marifetti. Adamı boğarlardı öle bir şeyde. Ama hocamız her yerde bunu dile getirirdi. Sınıfta da kendisiyle konuşurduk bu konuda. Tartışmalar yapardık demokratik şekilde. O özelliğine rağmen bizim en sevdiğimiz hocamızdı çünkü fikirlere saygı duyardı.
-Eğitim dünyasında Pertevniyal’in yerini nasıl görüyorsunuz?
Aslında şimdi sizlerde biraz eksiklik var bir konuda. Bizim zamanımızda Pertevniyal ismi o kadar iyi duyurulmuştu ki okulumuza sürekli ödül yağardı. Hocalarımız hep ödül alırlardı. O zamanlar teknik üniversiteye girmek marifetti. Çünkü Türkiye şantiye gibiydi ve mühendis olmak büyük işti. Bir sürü mühendis çıkardı bizden. Hatta bir seferinde hiç unutmuyorum bir arkadaşımız “okulumuza bu kadar ödül geliyor bu alandaki başarılardan dolayı, herkes teknik üniversiteye girdi de ben niye giremedim” diye kendini fatih camiinin minaresinden atıp intihar etmişti. İşte böyle bir ortamda okulumuz teknik üniversiteye en çok öğrenci gönderen okul olmuştu. Bu yüzden her tarafta çok güzel reklâmımız olurdu. Şimdi böyleyse bile biz duymuyoruz işte hatanız burada biraz. Pertevniyal ismini çok daha sık duymalıyız.
-Peki, bize unutamadığımız birkaç anınızdan bahseder misiniz?
Lisede öğrencilerin her biri ayrı bir anıydı benim için. Çünkü bizim sınıfımızda çok hayta öğrenci vardı ve çok komik şeyler yaşardık. Mesela bunlardan birini anlatayım sizlere. Bir gün kimya dersimizde laboratuardan asit çaldık. Niyetimiz İngilizce hocamızın sandalyesine koymaktı. O asitten elbiseleri zarar görecekti. Biz de eğlenecektik hesapta. Arkadaşlarımızdan birisi asidi sandalyeye döktü ve dökmesiyle birlikte bir duman çıkmaya başladı çok kısa bir sürede bütün okulu duman içinde bırakmıştık. Tabi bütün idare bizim sınıfa doluştu. Amacımıza ulaşamadık ama baya bir hareketlilik olmuştu.
-Mezun olduktan sonra Pertevniyal’in hayatınızdaki yeri nasıl oldu?
Biz hayatımızın her anında Pertevniyal’den bahsederdik çünkü Pertevniyal mezun olunca biten bir olgu değil ve hayatınızın her anında karşınıza bir yerlerde mutlaka çıkıyor. Eşim artık benden şikâyet etmeye başladı çünkü ben her gittiğim yerde Pertevniyal’den bahsetmekten çekinmeyen bir insanım. 44 senedir milliyette çalışıyorum çok çeşitli görevlerde bulundum ve bu görevim süresince her zaman Aksaray’lı olmakla ve Pertevniyal’li olmakla övündüm. Çünkü beni bu yerlere getiren o çevre ve Pertevniyal’dir. Girdiğim bir ortamda halen Pertevniyal’de öğrendiğim şeylerle fiyaka yapıyorum aradan o kadar zaman geçmesine rağmen…
-2007 yılında okulumuzun 135.yıl etkinliklerinde okulumuzu ziyaret edip öğrencilere bire konuşma yaptınız. Yıllar sonra okulunuza büyük bir yazar olarak dönmenin size yaşattığı duygulardan bahseder misiniz?
Tabi çok hoş bir duyguydu. Zamanında kendi eğitimimizi tamamladığımız o kutsal mekânda gençlere bir şeyler öğretebildiysek ne mutlu bize. Ben hayatta yaşadığım tecrübeleri gelip size aktarıyorum yaptığım tek şey bu. Sizin hocalarınızın okulda verdikleri bilgiler hayatınızın belli bir kısmını karşılar ama biz size hayatınızda kullanabileceğiniz şeyler anlatıyoruz. Şimdi söylediklerim öğrencilere nasıl gelir bilmem ama birçok söylediğim bundan 40–50 yıl sonra yaşabileceğiniz şeyler. Dolayısıyla dikkate almanız sizin yararınıza olacaktır.
-Pertevniyal’deki yaşantınızın meslek seçiminizdeki rolü neydi?
Tabi o yıllardan bazı şeyler şekillenmeye başlıyor ister istemez. Mesela ben lisedeyken de boş vakitlerimde gider duruşmaları izlerdim adliyelerde. Ayrıca edebiyat konusunda iyi bir eğitim aldığımız için bunun da mesleğimize büyük katkısı oldu. Aslında Babamın yönlendirmesi mimar olmam konusundaydı. Şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi’ne gittim. Tüm kriterlerim tamamdı fakat verem aşısı olmamızı istiyorlardı ben iğneden korktuğum için mülakatı geçemedim ve mimarlık okuluna giremedim. Kapıdan döndüm bir nevi. Ama şu anda amatör olarak ilgileniyorum mimarlıkla ve çoğu mimar da takdir ediyor bu konuda beni. Benden çok şey öğrendiklerini söylüyorlar.
-Hayat gerçekten çok hızlı ilerlemeye başladı ve özellikle basında inanılmaz bir değişim söz konusu. Bir gazeteci olarak günlük olayları nasıl takip ediyorsunuz?
Günde 22 gazete takip ediyorum. Neden? Çünkü Türkiye’nin gündemini takip etmek zorundayım. Bazı şeyleri bilmek zorundayım. Çünkü yeri geldiği zaman ukalalık bile yapabilmeliyim ama bunu ancak bilerek yapabilirim. Gençlere de tavsiyem çok dinleyin, not alın ve iyi öğrenin. Günü takip edin. Örneğin ben profesörlerin kitaplarını öyle günlerce oturup okumam. Ne yapıyorum örneğin televizyona çıkıyorlar tartışıyorlar bazı şeyleri. Ben bu yaşımda oturuyorum not alıyorum dinliyorum böle öğreniyorum. Görsellik artık çok ön planda. Akşamları evime gittiğimde uzanıyorum televizyonun karşısına ve kanalardan duyduklarımı not alıyorum yazılarıma böyle yön veriyorum.
-Peki, özellikle son zamanlarda basınımızdaki bu yozlaşmayla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Basındaki yozlaşmayı şu nedenlere bağlıyorum. Televizyonlar dizi kanalları oldu. Köşe yazarları köşelerini kavga ortamı olarak kullanıyorlar. İzleyiciye okuyucuya öğrenecek bir şey kalmadı. Televizyon kanalları da reyting uğruna her şeyden ödün veriyorlar. Şimdi onların penceresinden bakınca onlar da haklı. Bu kanalın dönmesi için bunu yayınlamak zorundayım diyor adam. Ama kaliteli yayın olmuyor bu sefer de. Bunun çaresi nedir derseniz oturup aralarında anlaşmaları gerekir. Belli zamanlarda belli yayınlar yapılmalı. Böyle her gece, her saat dizi yayınlanması kültürümüzü de eğitim seviyemizi de baltalıyor.
-Bunun için kanalların bir önlem alması söz konusu değil mi peki?
Aslında yayınların belli kuralları var. Basın organlarında basın konseyleri var ve her şey tartışılıp belli bir karara bağlandıktan sonra yayınlanıyor. Belli dönemlerde toplantılar yapılıyor. Gerekirse yayın ahlakına aykırı davranışlarda bulunanlar uyarılıyor ceza alıyor. Yani herkes istediğini istediği zaman yayınlayamıyor bu sektörde. Her meslekte olduğu gibi basında da belli kurallar var. Fakat bazı basın ve yayın organları bu kuralları hiçe sayıyorlar. Zaten Herkes işine saygı duysa ve bu kurallara uysa zaten yozlaşma engellenmiş olur.
-Son olarak biz gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Bu devirde para kazanmak çok zor sevgili çocuklar. Öncelikle tavsiyem kendi patronunuz olabileceğini meslekler edinmeniz yönünde. Başkasının altında çalışırsanız işiniz patronunuzun iki dudağı arasında olur. O yüzden kendi işinizin patronu olun. Ayrıca dil bilmek de çok önemli artık. Dil bilmeden para kazanma bizim kuşakla birlikte sona erdi. Bu yüzden mutlaka dil konusuna çok önem verin.
-Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Ayrıca sizleri bundan sonraki etkinliklerimizde de aramızda görmek isteriz.
Ben de sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyarım…
Röportajı gerçekleştirenler:
Güngör Doğaner ( Pertevniyal Lisesi 1982-1983 mezunu )
Metin Bakırer ( Pertevniyal Lisesi 2004-2005 mezunu )
Gökhan Gözegü ( Pertevniyal Lisesi 2005-2006 mezunu )
Bilge İçten ( Pertevniyal Lisesi 2004-2005 mezunu )
Menekşe Yıldız ( Pertevniyal Lisesi 2006-2007 mezunu )
