Doğan Hızlan Röportajı (Mart/2008)

doganhizlanroportaj_600x400

-Bize biraz Pertevniyal’in hayatınızdaki yerinden bahseder misiniz?

Lise yaşamı insan hayatında çok önemli bir yer tutar. Çünkü sağlam arkadaşlıkların kurulduğu bir dönemdir. Aynı duyguları paylaşan aynı hisleri paylaşan insanlarla bir araya geliyorsunuz. Dolayısıyla hayat boyu devam edecek dostluklar kurulan bir dönem oluyor. Tabi ki benim için de lise hayatımın özellikle Pertevniyal’in yeri çok özeldir. Gerek arkadaş çevremin oluşmasında gerek mesleki hayatımın temellerinin oluşmasında Pertevniyal’in etkisi büyüktür.

-Öğrencilik hayatınız nasıl geçti?

Ben daha çok edebiyatla ilgilendiğim için benim kurduğum arkadaşlıklarım da genellikle bu yönde oluyordu Pertevniyal’de. Ayrıca müzikle de ilgiliydim. Bu yönde de arkadaşlılar kurduğum oluyordu. Öğrencilik hayatım boyunca tüm derslerde çok başarılı bir öğrenci olmadım. Öyle parlak bir öğrenci değildim. Sadece edebiyat konusunda yeteneğim çok fazlaydı ve edebiyat konusunda kendimi yetiştiriyordum. Her türlü etkinliğe katılıyordum. Özellikle bu konuda birçok kez dersten kaçtığım olmuştur. Ama ben öyle duvardan kantinden kaçan bir öğrenci değildim. Tertemiz kıyafetlerle düzgün bir şekilde öğretmenler kapısının önünden geçerek, hatta benim o zamanlar bir şapkam vardı şapkamla öğretmenlerime selam vererek çıkar giderdim kapıdan. Bir keresinde hocamızın biri bir gün anneme :  “Ben şimdi bu çocuğa ne diyeyim, baksanıza öğretmen gibi çıkıp gidiyor okuldan!” Yani onlar da bilirlerdi bu çocuk iyi bir şey için gidiyor buradan. Dolayısıyla çok karışmazlardı bana.

-Pertevniyal’in bugününüze katkısı veya sanatçı kimliğinizin oluşmasına etkisi nelerdir?

Edebiyatla ilgili çok etkinliğe katılırdım Pertevniyal’deyken. Behçet Necatigil’den Sait Faik’e, Özdemir Asaf’a kadar birçok yazarla bu dönemde tanışma imkânı buldum. Bunlar hep benim lise dönemime denk gelmekteydi. Edebiyatla ilgilenmem de lisede başladı. İlk yazımı lisede yazdım. Zaten ünlü hocalarımızla yazarlarımızla tanışmam bu yazılarım sayesinde olmuştu. Daha lisedeyken bu kadar edebiyatla ilgilenmem bugünlerin işaretçisiydi diyebiliriz. Hocalarımın da etkisi vardı bu olayda. Çok değerli hocalarımız vardı. Ayrıca okulda çoğu konuşmayı ben yapardım. Edebiyatla ilgili olsun veyahut başka törenlerde olsun hep beni konuştururlardı. Bunun da büyük katkısı olduğunu düşünüyorum üzerimde.

-Lisedeyken başınızdan geçen, unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Bir keresinde Türkiye’de ilk defa yapılan bir semazen gösterisi vardı. Mutlaka görmeliyim dedim kendi kendime. Arkadaşlarla çıktık okuldan yokuştan aşağı gidiyoruz. Bir baktık köşeden müdür bey geliyor. Ben ne olduğunu anlayamadım baştan. Bir anda öyle bir karmaşa oldu. Arkama bir döndüm bütün arkadaşlarım sağa sola dağılmış. Ben öylece kaldım caddenin ortasında. Müdür bey geldi:”Senin dersin yok mu?” dedi , “Var ama müsaadenizle ben bu gösteriyi kaçıramam hocam.” dedim ve bana gülerek izin verdi. O zamanlar okul disiplin kurulu başkanıydım ama herkesten çok benim devamsızlığım olurdu bu aktiviteler yüzünden.

-Edebiyat dünyasının duayeni olarak görülüyorsunuz. Bu başarınız neye bağlıyorsunuz?

Bu başarımı çok okumaktan ziyade verimli okumaya bağlıyorum. Gündemi takip ederek öğrenmem gereken şeyleri öğreniyorum. Ayrıca genç kuşaktaki arkadaşlara şunu söylemek istiyorum. İnsan kendini bir işe adadı mı bir şeye odaklandı mı, emek verdi mi mutlaka başarılı olur. Ben de işimi çok seviyorum. Vaktimi iyi değerlendiriyorum. Planlı olup işinize gereken önemi verdiğinizde başarı kendiliğinden geliyor. Elbette hayatta kötü rastlantılar da var ama bu rastlantıları da iyi yönde kullanabilmek de, değerlendirmek de zekâ işidir. Bir gün başarınızı görmezden gelebilirler, bir gün üstünü örtebilirler ama ebediyen başarınızın üstünü örtüp onu gizleyemezler. Bir gün emeğinizin karşılığını mutlaka alırsınız ve hak ettiğiniz yere gelirsiniz.

-Sizi köşenizdeki edebiyat ve sanat alanındaki eleştirilerinizle tanıyoruz. Genç edebiyatçılar için ne düşünüyorsunuz, Onlara gereken fırsat veriyor musunuz? Örneğin birçok vakıf ve kamu kuruluşu zaman zaman bu konularda ödüller veriyor. Sizce bunlar edebiyatımızın gelişimine yardımcı oluyor mu?

Genç edebiyatçılarımız özellikle son zamanlarda büyük bir atılım içerisinde. Ben de bu atılımı çok olumlu ve doğru buluyorum. Özellikle sizin de bahsettiğiniz gibi takdire değer eserlerin ödüllendirilmesi edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Genç yazarlarımıza biz de bu konuda elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz. Yazılarını yayınlıyoruz, kitaplaşmamış yazılarını gün ışığına çıkartıyoruz. Köşelerimizde ele alıyoruz. Doğrularını, yanlışlarını gösteriyoruz. Bunun da onlara büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.

-Biz de Pertevniyal Lisesi olarak bu gelişime bir nebze olsun katkı sağlayabilmek için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Kültür-sanat günleri ve gençlik festivalimiz bu konuda ön plana çıkan projelerimiz. Bu konular hakkında bizlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Bunlar kesinlikle çok önemli şeyler. Genç yeteneklerin zamanında keşfedilmesi, gençlerimizin sanat ve edebiyattan kopmamasının sağlanması ve hayatın sadece belli değerler üzerine kurulu olmadığının anlatılması için bulunmaz fırsatlar olarak görüyorum. Bu tarz çalışmaların yapılmasında hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Hatta ben de önümüzdeki organizasyonlarda sizlerle birlikte olmaktan ve birlikte keyifli dakikalar geçirmekten büyük keyif duyarım.

-Türk gençliği özellikle son zamanlarda edebiyat ve sanatta biraz uzak kaldı sanki. Kitap okuma oranları da pekiyi değil. Bu konuyu neye bağlıyorsunuz?

Edebiyattan ve sanattan uzaklaşmayı çağın hızına bağlıyorum. Hayat o kadar hızlı akıyor ki kimse yetişemiyor. Televizyonlar, internet, DVD’ler, CD’ler insanları sanattan uzaklaştırıyor biraz. Ama gene de son zamanlarda yükselen bir ivme kazandığını düşünüyorum Türk edebiyat ve sanat dünyasının. O kadar karamsar bakmıyorum ben. Örneğin her tarafta yeni kitapevleri, sergiler, sanatsal mekânlar açılıyor. Hem de gerçekten kaliteli mekânlar. Bu iyiye işarettir. Demek ki talep var ki arz oluyor.

-Son olarak Pertevniyal gençliğine tavsiyeleriniz nelerdir?

İlk önce şunu söylemeliyim; edebiyattan uzaklaşmak insana sığlık verir, bakış açısını daraltır; karar verebilme yeteneğini ve değerlendir kabiliyetini azaltır. Dolayısıyla gençlere tavsiyem bol bol okuyun ve sanattan uzaklaşmayın. Edebi yönünüzü her zaman biraz canlı tutun. Söylemek istediğim bir başka konu ise yaptığınız işe olan saygınız. İnsan yalnız sevdiği işte başarılı olur. Sevdiğiniz şeyden uzaklaşmayın. Aksine onu kovalayın. İş hayatınızda, meslek hayatınızda, aile hayatınızda hatta aşk hayatınızda sevdiğinizin peşinde olun çünkü size mutluluğu veya başarıyı getirecek olan odur.

Röportajı gerçekleştirenler:

Güngör Doğaner ( Pertevniyal Lisesi 1982-1983 mezunu )
Metin Bakırer ( Pertevniyal Lisesi 2004-2005 mezunu )
Gökhan Gözegü ( Pertevniyal Lisesi 2005-2006 mezunu )
Bilge İçten ( Pertevniyal Lisesi 2004-2005 mezunu )
Menekşe Yıldız ( Pertevniyal Lisesi 2006-2007 mezunu )

  • Share/Bookmark

Yorum Yaz